İNFAK ETMEK VE KARŞILIĞI

Kuran ahlakını gereği gibi kavrayamamış bazı kişiler sahip oldukları yanlış infak anlayışına göre vicdanlarını rahatlatmak için mallarından az bir miktar verir, büyük bir dini vecibeyi yerine getirmenin huzuru içinde mallarının geri kalan bölümünü ellerinde tutarlar.

Allah'ın Kuran'da bildirdiği infak ise tamamen farklıdır. Kuran'a göre infak etmedeki ölçü şöyledir:

"... Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz." (Bakara Suresi, 219)


Kendisinden isterler korkusuyla Allah'ın verdiği malı ve nimetleri gizleyen ve biriktiren kimselerin ahiretteki acı akıbetleri Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmiştir:

"...Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek)." (Tevbe Suresi, 34–35)

Kuşkusuz bir müminin kendine ait malının ya da maddi imkanlarının olması meşru bir durumdur. Ancak burada kastedilen ihtiyaç içerisinde olan insanlar varken kişinin ihtiyacı olmadığı halde malının fazlasını elinde tutup bu ihtiyaç içerisindeki kişilere yardım etmemesidir. Bu, Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranıştır. Bir kişi malının büyük bir kısmını infak edip ihtiyacından çok daha fazla olan kısmını kendine ayırıyor ya da ilerisi için saklıyorsa yukarıdaki ayetlerde bildirilen yanlış zihniyete meyletmiş olur. Çünkü cimrilik ve malı yığıp biriktirmenin ardında yatan temel sebepler, gelecek endişesi, fakirlik korkusu ve dünyayı ahiretten ön planda tutma yanılgısıdır. Bunların sebebi de Allah'a karşı duyulan güvendeki eksiklik (Yüce Allah’ı tenzih ederiz.) ve imani zayıflıktan kaynaklanan önemli bir sorun olan tevekkülsüzlüktür. Bu nedenle halis bir müminin küçük çıkarlara tamah etmekten ve dolayısıyla dünyada ve ahirette büyük bir kayba uğramaktan çekinip korkması ve Allah'ın bu hükmünü titizlikle yerine getirmesi gerekmektedir.

KONUYLA İLGİLİ AYETLER:

Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir." (BAKARA SURESİ / 215)

Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. (BAKARA SURESİ / 270)

Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız. (ENFAL SURESİ, 60)

Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur (şükrü kabul edip çok ihsan eden), Halim'dir (cezayı vermekte acele etmeyendir). (TEĞABÜN SURESİ / 17)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir. (BAKARA SURESİ / 110)

Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak her ne infak ederseniz, kendiniz içindir. Zaten siz, ancak Allah'ın hoşnutluğunu istemekten başka (bir amaçla) infak etmezsiniz. Hayırdan her ne infak ederseniz -haksızlığa (zulme) uğratılmaksızın- size eksiksizce ödenecektir. (BAKARA SURESİ / 272)

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (BAKARA SURESİ / 273)

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 92)

İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar. (MUHAMMED SURESİ / 38)

De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." SEBE’ SURESİ, 39

De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (SEBE' SURESİ / 39)

Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. "Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır. (HADİD SURESİ,7)

Geniş-imkanları olan, nafakayı geniş imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin. Allah, hiç bir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir. (TALAK SURESİ, 7)