ALLAH’A KULLUK, İBADET ETMEK VE KARŞILIĞI

Müminler Yüce Allah’a gereği gibi kulluk edebilmek için ahlaklarını hep daha fazlasıyla güzelleştirmeye gayret ederler. Bunu yaparken Allah’ın tüm insanlara bir nur olarak indirdiği Kuran’ı ve hikmetini çok iyi öğrenmeye çalışırlar ve İslam ahlakını tüm hayatlarına yansıtırlar. İman edenler için en güzel örnek ise sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'dir. Her Müslüman için, Kuran ayetleriyle birlikte, Peygamberimiz (sav)'in hayatı, sözleri ve nasihatleri en önemli rehberdir.

İman edenler, Kuran ahlakına ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine uyarak nefislerini kötülüklerden arındırıp en güzel şekilde eğitirler. Yüce Allah'ın varlığını, birliğini kesin olarak kavradıkları ve Rabbimiz’in hükümlerine karşı gelmekten sakındıkları için nefislerindeki fücuru örtmez, tam aksine açığa çıkararak bunları temizlerler. Bu son derece önemli bir özelliktir. Çünkü fücurdan sakındıkları için, iman edenlerin ruhlarında yaşadıkları bu güzellik, ahlaklarında oluşan temizlik en güzel ve dikkat çekici şekilde dışa yansır.

Buyük İslam alimi İbni Arabi Hazretleri, nefislerini Kuran ahlakına göre eğiterek Allah’a gereği gibi kulluk eden müminlerin bu durumunu şöyle anlatmıştır:

İşte insan Rabbinin emirlerini ve yasaklarını öğrenince, Allah Teala'nın hakkını ifa edince ve kulluk görevini yerine getirince, kendi nefsini tanımış olur. Kendini tanıyan bir kimse, Rabbini de böylece tanımış olur. Rabbini tanıyan bir kimse ise, Rabbinin emrettiği bir şekilde Rabbine kulluk yapar. (Marifet ve Hikmet-İbni Arabi, s. 131, İz Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul 1997, Türkçesi: Mahmut Kanık)

Yaşadıkları bu üstün ahlakın sonucunda Müslümanlar, sahip oldukları maddi manevi tüm varlıklarını ve tüm yaşamlarını Allah'ın rızasını kazanmak ve Rabbimiz'e en güzel şekilde kulluk edebilmek için kullanmaya adar:

"De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)



Yüce Allah, aşağıdaki ayet ile de müminleri, ibadet etmede kararlı davranmaları konusunda uyarmıştır:

"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?" (Meryem Suresi, 65)

Bir başka ayette ise iman edenlerin, hiçbir koşul altında kararlılıklarından vazgeçmedikleri şu şekilde haber verilmiştir:

"(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar." (Nur Suresi, 37)

“Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, 71)

Bu ayette Allah, tüm müminlerin birbirlerinin dostu ve yardımcısı olduğunu, kadın ve erkek tüm müminlerin iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmakla yükümlü olduklarını bildirmektedir.

İman edenlerin en önemli ibadetlerinden biri tebliğdir, yani insanları doğru yola çağırmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmak, onları Kuran ahlakına davet etmektir. Bu ibadet, müminlerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Müminler, sözleriyle ve davranışlarıyla yaşamlarının her anında Allah'ın bildirdiği din ahlakını birbirlerine ve diğer insanlara anlatmakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdürler. Ayetin devamında müminlerin Allah'ın farz kıldığı namaz, zekat gibi ibadetleri yerine getirdikleri bildirilirken, Allah'a ve elçilere uymanın önemine de dikkat çekilmektedir.

İman sahibi bir insanın en belirgin özelliklerinden biri ibadetlerine gösterdiği titizliktir. Allah'ın farz kıldığı namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yaşamı boyunca şevkle sürdürür. Namaz Allah'ın Kuran'da tüm müslümanlara farz kıldığı ibadetlerden biridir. Bu ibadet müminlerin yalnızca Allah'a kul olduklarının ve ancak O’nun önünde secde ettiklerinin de bir göstergesidir. İnanan her kul Allah'ın Kuran'da belirttiği vakitlerde bu ibadetini yerine getirir. Ancak namaz müminler için sadece fiili olarak yapılan bir ibadet değildir. İnsanın Allah'a olan yakınlığını ve teslimiyetini gösteren, kişinin Rabbimiz’e yakınlaşması için bir yoldur.

Müminler namazlarında Rabbimiz’i yücelterek kendileri için tek yardımcının Allah olduğunu ifade ederler. Namazlarının ardından Allah’a dua ederek, O'ndan yardım dilerler. Allah'ı zikretmek amacıyla namaz kılan müminler için bu ibadet, Rablerine yakınlaşmak için büyük bir fırsattır. Namazlarında huşu içinde Allah'a yönelen bir müminin imanda derinliği, samimiyeti, ihlası ve Yüce Rabbimiz’e olan yakınlığı artar. Allah da namaz kılıp, Kendisi'ne dua eden kullarına rahmetinin kapılarını açar. Onları her türlü kötülükten arındırıp, temizler.

Allah Kuran’da pek çok ayette müminlere rahmet edeceğini vaat etmektedir. Müminler, daima Yüce Allah'a güvenen, hep O'na yönelip dönen, sürekli O'nu razı etmeyi düşünen, ibadetlerini yerine getiren ve Kuran ahlakından asla taviz vermeyen insanlardır, bu nedenle Allah'ın hiç bitmeyen rahmeti, fazlı, koruması ve sevgisi hep onların üzerindedir. Her türlü eksiklikten münezzeh olan Allah'ın sonsuz rahmetinin ve sevgisinin hep kendi üzerinde olduğunu bilmek, Allah'ın cennetiyle mükafatlarıdırılmayı ummak ise, müminin kalbine büyük bir ferahlık ve huzur verir.

KONUYLA İLGİLİ AYETLER:


Ey iman edenler, rüku edin, secdeye varın, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin, umulur ki kurtuluş bulursunuz. (HAC SURESİ / 77)

Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız. (BAKARA SURESİ / 21)

Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (BAKARA SURESİ / 186)

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele. (TEVBE SURESİ / 112)

Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı. (HAC SURESİ / 78)

Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (FATIR SURESİ / 29)

Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz. (NUR SURESİ / 56)

Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir. (ANKEBUT SURESİ / 45)

"Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve bir takım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz." (ANKEBUT SURESİ / 17)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir. (BAKARA SURESİ / 110)

Hak olan çağrı (dua, ibadet) yalnızca O'na (olan)dır. Onların Allah'tan başka çağırdıkları ise, onlara hiç bir şeyle cevab veremezler. (Onların durumu) yalnızca, ağzına gelsin diye, iki avucunu suya uzatan(ın boşuna beklemesi) gibidir. Oysa ona gelmez. İnkâr edenlerin duası, sapıklık içinde olmaktan başkası değildir. (RA'D SURESİ / 14)

İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (BAKARA SURESİ / 277)

Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz. (NİSA SURESİ / 162)

Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar, şüphesiz biz salih olanların ecrini kaybetmeyiz. (A'RAF SURESİ / 170)

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (TEVBE SURESİ / 71)

Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (RA'D SURESİ / 22)

Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (ENBİYA SURESİ / 84)

Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir. (ANKEBUT SURESİ / 45)

Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (CUM'A SURESİ / 9)

Artık namazı kılınca, yeryüzünde dağılın. Allah'ın fazlını isteyip-arayın ve Allah'ı çokca zikredin; umulur ki felaha (kurtuluşa ve umduklarınıza) kavuşmuş olursunuz. (CUM'A SURESİ / 10)

Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokca zikreden erkekler ve (Allah'ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (AHZAB SURESİ / 35)

Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (MÜZZEMMİL SURESİ / 20)



Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (ZÜMER SURESİ / 9)

(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur. (BAKARA SURESİ / 200)

İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (HAC SURESİ / 11)

Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (MÜ'MİN SURESİ / 60)

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (NUR SURESİ / 55)