| |
DUA ETMEK VE KARŞILIĞI
Yüce Allah ile aramızdaki önemli bir bağ olan dua, gücü sınırsız olan Yüce Rabbimiz karşısında acizliğimizi ortaya koyarak istekte bulunmamızdır. Rabbimiz "De ki: Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?..." (Furkan Suresi, 77) ayetiyle duanın önemli bir ibadet olduğunu bildirmiştir.

Aslında Allah ile bağlantı kurma ihtiyacı, her insanın fıtratında yani yaratılışında vardır. Fakat müminler için dua etmek, hayatlarının ayrılmaz bir parçasıyken, bazı kişiler için sadece büyük zorluklar altına girince, hayati tehlikelerle karşı karşıya kalınca hatırlanacak bir ibadettir. Ancak bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü asıl hayırlı olan hem rahatlıkta, hem de zorlukta tüm kainatın hakimi Yüce Allah'tan yardım istemek, O'nun rahmetine sığınmaktır.
Allah Duaya Nasıl İcabet Eder?
-
Mümin dua ettiği zaman Allah'ın kendisini işittiğini ve duasına her ne şekilde olursa olsun mutlaka icabet edeceğini bilir. Çünkü olayların başıboş ve tesadüfi bir biçimde değil, Allah'ın belirlediği kadere göre geliştiğinin, O'nun dilediği şekilde gerçekleştiğinin farkındadır. Bu nedenle, duasına karşılık görmemek gibi bir kuşkusu yoktur. Bu samimi ruh haliyle dua etmek Allah'ın izniyle büyük hayırlara vesile olur. Bir ayette Allah'a dua edildiği zaman Rabbimiz'in Mucib (Kendilerine yalvaranların isteklerini veren, icabet eden) sıfatının bir tecellisi olarak duaya mutlaka icabet ettiği şu şekilde haber verilmiştir:
“Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar.” (Bakara Suresi, 186)
-
Duada istenilen şeyin geciktirilerek verilmesinin veya tamamen farklı bir şekilde icabet edilmesinin nedeni, Rabbimiz'in kullarını imtihan etmesi olabilir. Allah, kullarının sabrını denemek ve onları olgunlaştırmak için vereceği nimetleri belirli bir hikmete göre belirli sürelerin sonunda verebilir.
Bu ve benzeri nedenlerden ötürü duada istenilen herşeyin hemen gerçekleşmesi beklenemez. Büyük İslam alimi Bediüzzaman'ın belirttiği gibi, Allah dua konusu olan şeyin daha azını verebilir belki de mükafat olarak daha fazlasını verebilir ya da yukarıda saydığımız nedenlerden ötürü hiç vermeyebilir. Ancak her durumda da Allah Kendisi'ne dua edenin duasına icabet etmiştir.
İnsana şah damarından daha yakın olan (Kaf Suresi, 16), her şeyi bilen ve işiten Yüce Allah'a ulaşabilmek için önemli bir vesile olan dua, müminlerin her ortam ve şartta yerine getirdikleri sürekli bir ibadettir. Ancak müminler bunu yaparken Yüce Allah'ın “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz...” (İnsan Suresi, 30) ayeti gereği, daima her şeyin Rabbimiz'in kontrolünde olduğunun ve O'nun dilemesiyle gerçekleşeceğinin bilincinde hareket ederler.
Samimi Edilen Duaların Dünyada da Ahirette de Karşılığı Vardır
Dua insanı kaderinde zaten gerçekleşecek olana doğru yönlendirir, kaderi takdir eden de, duayı ettiren de Allah'tır. Ancak duanın ardından gelen nimetin dünyada bereketi, ahirette ise güzel bir karşılığı vardır. İnsanın tüm yaşamı, farkında olsun veya olmasın daha önceden yapılmış fiili ya da sözlü dualarının sonucudur. Fiili dua, dünyadaki sebeplere sarılarak dua edilen konuda yine Allah'ın izniyle yapılan fiili eylem ve çabalarımızdır. Bu çaba, gaflet içindeki bazı insanların yaptığı gibi Allah rızası için gösterilmediğinde de Allah dilerse insanın isteklerine kavuşması için bir vesile olabilir. İman sahibi olmayan ancak fiili duasını büyük bir hırsla yerine getiren örneğin çok çalışıp kazanan, zengin olan veya bir konuda uzmanlaşan ün kazanan insanlar sebeplere sarılarak gösterdikleri bu fiili çabalarıyla ve yine Allah'ın izniyle o konuma gelmişlerdir. Ancak Allah'ın rızası için yapılmayan fiili dualar, dünyada zaman zaman isteklere kavuştursa da insana ahirette bir yarar sağlamayacaktır.
Dua Allah'ın kullarına rahmetinin ve şefkatinin örneklerindendir. Müminler Allah'a her an, her koşulda dua edebileceklerinin ve bu dualara Allah'ın en güzel şekilde icabet edeceğinin huzurunu hissederler. Bu şekilde Allah'a en derin sırlarını, en gizli isteklerini söyleyebilir, yalnızca Allah'ı İlah, veli ve yardımcı edinmenin ecrini, bereketini ve güzelliğini yaşarlar. Allah'ın dualara icabet etmesindeki en büyük sırrı, birkaç örneğine yer verdiğimiz gibi Peygamberlerin yaşamlarında görmekteyiz. Dua etmek ve sonrasında Allah'ın emrettiği fiilleri yerine getirmek arasında bir ilişki vardır. Dua kadar Allah'ın rızası, rahmeti ve cenneti için gösterilen fiili çaba da önemli bir ibadettir. Allah Kuran'da çabanın önemiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.” (İsra Suresi, 19)
İslam alimi İmamı Rabbani bu konuyu şu sözleriyle ifade etmiştir:
“Bir şeyi istemek, ona nâil olmak demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez.”
Yaptıkları fiillerin de duaları olduğunu bilen müminler, yalnızca zorluk anlarında değil, her an Allah’ın varlığını ve gücünün büyüklüğünü hissederek dua ederler. Yüce Rabbimiz ile olan bu yakın bağlarını ise yaşamlarının her anında korurlar.
KONUYLA İLGİLİ AYETLER:
Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doğru yolu bulmuş) olurlar. (BAKARA SURESİ / 186)
Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın; O'na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır. (A'RAF SURESİ / 56)

Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (ENBİYA SURESİ / 84)
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız. (ENBİYA SURESİ / 88)
De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." (FURKAN SURESİ / 77)
Ya da sıkıntı ve ihtiyaç içinde olana, kendisine dua ettiği zaman icabet eden, kötülüğü açıp gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz. (NEML SURESİ / 62)
"Şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir." (TUR SURESİ / 28)
Rabbiniz dedi ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir. (MÜ'MİN SURESİ / 60)
|
|